Eski Yunanca’da büyücü, rüya yorumcusu ve aldatan anlamlarına gelen “Magie”sözcüğünün, Medler dönemi İran’ında bir rahipler kastı olan “magi”ler aracılığıyla Batıya geçtiği sanılmaktadır.
Başka bir yoruma göre “magie”(sihir, büyü) sözcüğü, “Mecusî / Mecusîlik”ten gelmedir. Klasik Antikçağ’da “magi”(büyü) sözcüğü, öncelikle Doğu’da Mecusî din adamlarının sanatları için kullanılmıştır.
Magus Latince bir sözcüktür, bunun çoğulu da magi’dir. Bu kelime, Zerdüşt dinine mensup kişiler için İslâm kaynaklarında kullanılan “Mecusî”sözcüğünden ortaya çıkmıştır. Mecusî, “din adamı, sihirbaz, büyücü”gibi anlamlara sahiptir. Sihirbaz, doğal ve doğaüstü güçlere sahip olduğu söylenen çeşitli dinsel âyinler yoluyla bunları kullanarak gizleri çözmeye çalışan kişidir.
Hıristiyanlıkta ise Magi’nin özel bir anlamı vardır. Hıristiyan geleneğinde Magi, Bilge Adamlar olarak da adlandırılan üç kişinin adıdır. Doğu geleneğinde Magi sayısı 12’dir. Fakat Batı Hıristiyan geleneğinde sayıları üçtür.
Peki Hıristiyanların bu kadar önem verdiği bu üç adam kimdir?
“Üç Çoban-Kral”diye de anılan bu kişiler, Doğudan Beytüllahime gelerek bebek İsa ile Meryem’i bulup onların önünde yere kapanıp secde eden ve getirdikleri hâzinelerini armağan olarak İsa’ya sunan Caspar, Melchior ve Balthasar adlarındaki üç Mecusî müneccimdir. İsa’ya ilk inananlar arasında yer aldıklarından, büyü yandaşı kişiler, büyü sanatlarının din açısından saygın bir konuma sahip olduğunu ileri sürerler.
