Birine çok kızdığımızda “İfrit etti beni” ya da “ifrit oldum” gibi şeyler söyleriz bazen. Bu deyimdeki ifritin anlamını çoğu kişi bilmez. Günlük hayatta cinlerin adını anmamak için, onlardan “üç harfliler” diye söz edenler; sanırım bu yazıyı okuduktan sonra bu deyimi bir daha asla kullanmayacaklardır. Çünkü ifrit en kurnaz cinin adıdır.
Arapça kökenli bir kelime olan ifrit, “kurnaz, güçlü, kızgın ve öfkeli kimse” anlamına gelir. Eski Mısırlılar, kötü bir şekilde ölen kişinin ifrite dönüştüğüne ve onun ruhunun sık sık öldüğü yeri ziyaret ettiğine inanırlardı.
Câhiliye Arapları cinleri çeşitli kategorilere ayırmışlardı:
İnsanlarla birlikte yaşayan cinlere “âmir”,
çocuklara musallat olanlara “ruh”,
zalim, bozguncu ve azgın cinlere “şeytan”,
kötülükte aşırı gidenlere “mârid”
en güçlü, en kötü olan cinlere de “ifrit” adını vermişlerdi.
Kur’ân-ı Kerîm’de ifrit kelimesi bir defa geçmektedir. Burada Hz. Süleyman’ın emrinde insan, kuş ve cinlerden orduların bulunduğu bildirilmekte, Belkıs’tan haberdar olan Süleyman’ın Belkıs’ın tahtını kısa zamanda kimin getirebileceğini sorması üzerine “cinlerden bir ifrit”in, “Sen daha yerinden kalkmadan onu sana getirebilirim” dediği anlatılmaktadır. Aynı yerde ifrit, kendini Süleyman’a tanıtırken güçlü ve güvenilir olduğunu belirtir. Yâni Kur’an’a göre de İfrit cinler arasında yer almaktadır. Bazı İslam bilginlerine göre cinlerin reisi veya onların en güçlüsü, bazılarına göre de en azgınıdır.
Halk arasında ifrit dumandan yaratılmış dev bir cin olarak tasvir edilir. Bu özelliği sebebiyle onun bir şişe içerisine konulup hapsedilebileceğine inanılır. Bu, Kur’an’da yer alan, cinlerin “hâlis ateşten” yaratıldığı bilgisiyle bağlantılıdır.
