Antik Romalılar’da “auspicia”, kuşların verdiği işaretleri izlemek anlamına gelirdi. Bu gözlemin amacı gelecekteki olaylar hakkında yanıtlar elde etmek değildi. Bu, planlanan bir eylem için tanrıların ne düşündüğünü anlamak için yapılırdı.
Romalılar Jüpiter’in insanlara onların eylemlerini onaylayıp onaylamadığını gösteren işaretler verdiğine inanırlardı. Herkes bazı konularda tanrılardan kendisine bir işaret göndermesini isteyebilirdi. Ancak bu işaretler herkes tarafından anlaşılamazdı. Devlet adına işaret istemek sadece cemaat temsilcilerinin yapabileceği bir şeydi.
Tanrıların gönderdiği işaretler beşe ayrılırdı:
- Kuşlar tarafından verilen işaretler (signa ex avibus). Bunlar başlangıçta en yaygın olanlardı, ancak daha MÖ 1. yüzyılda bu yöntemin modası çoktan geçmişti.
- Gökyüzündeki işaretler (ex coelo). En önemli ve belirleyici olan gök gürültüsü ve şimşekti. Comitia’nın toplanması gibi bazı durumlarda, eğer bir fırtına çıkarsa bu tanrıların o toplantının yapılmasını istemediğinin işareti olarak kabul edilirdi.
- Tavukların yemek yerken davranışlarından kaynaklanan işaretler. Tavuğun yemini yemek için iştahla kafesinden dışarı fırlaması ve gagasından biraz yem düşmesi iyi bir alametti; kafesini terk etmek istemiyorsa ya da yemeğini reddediyorsa bu olumsuz bir alâmetti. Özellikle savaş sırasında ordunun yanında tavuk götürülürdü. Bu tavuklarla ilgilenmek, pullarius adı verilen bir görevlinin işiydi.
- Sürüngenlerin ve dört ayaklı hayvanların hareketlerine ya da çıkardıkları sesler ile tanrıların verdiği işaretler (signa pedestria veya ex quadrupedbus)
- Herhangi bir olay aracılığıyla verilen işaretler (signa ex diris). Bunlar, bir nesnenin düşmesi, bir gürültü, bir tökezleme gibi auspicatio eyleminin rahatsızlıklarından oluşabilir. Ya da bir toplantı sırasında birisinin baygınlık geçirmesi gibi toplantıyı bölen bir olay da bir işaret olarak kabul edilebilirdi.
