On bin yıl kadar önce Anadolu’da anaerkil karakterli bir din egemen olmuştu. Bu dinin en önde gelen merkezi Çatalhöyük’tü. Burası, günümüzde Konya’nın Çumra ilçesindedir. Çatalhöyük kendi zamanının en parlak kültür merkeziydi. Dinlerinin simgesi Ana Tanrıça’ydı. Önceleri şiş karınlı, koca göğüslü, kimi zaman da yırtıcı hayvanlarla korunan bir taht üzerinde oturur gösterilen Ana Tanrıça zamanla inceldi ve zariflik kazandı. Hitit dönemindeki tasvirlerinde ise artık yırtıcı hayvanlar onun tahtını korumuyordu, çünkü Ana Tanrıça artık doğrudan bir panterin üzerine biniyordu.
İlkel insanlar anaerkil bir düzende yaşıyorlardı. Bir canlı ölürken diğer tarafta bir yenisi doğuyor, yaşam bu şekilde sürüp gidiyordu. Yeni yaratıkları dünyaya getiren ise hep bir dişi varlık yâni kadındı. Toprak da bir dişi gibiydi. Ağacı, meyvesi, sebzesi, çiçeğiyle toprağın bağrından da yeni yaşamlar fışkırıyordu. O zaman Toprak da bir kadın, bir ana olmalıydı. Yâni “Toprak Ana”. Varolan ne varsa her şeyin anası ve tanrıların da anası.
O bir ana olduğuna göre bedeni de kadın bedeni olmalıydı. Fakat bu her organın karşılığının bulunduğu simgesel bir beden olacaktı. “Yeryüzü” ya da kısaca “Yer” bu bedeni kaplayan eti simgeliyordu. Topraktan yapılma bu bedenin kemikleri de vardı. Bunlar da toprağın bağrındaki taşlardı. Toprak Ana’nın saçları ise yeryüzündeki ağaçlar ve bitkilerdi. Canlı bir beden söz konusu olduğuna göre damarları ve bu damarlarda akan kan da olmalıydı. En büyük ırmaklardan en küçük dereciklere kadar bütün akarsular da Ana Tanrıça’nın damarlarıydı. Damarlarda dolaşan kan ise suydu.
Kutsal Kitaplar da insanoğlunun topraktan yaratıldığını belirterek onun kaynağını toprağa bağlarlar.
Ana Tanrıça kavramı toprakla özdeşleşerek zamanla Toprak Ana oldu. Adı Vuruşemu, Hepat, Arinna, Nana, Ma, Kybele, Leto, Latona, Kupaba oldu. Anadolu’yla da sınırlı kalmadı. Rhea adıyla Yunanistan’a geçti. Suriye ve Filistin’e gitti. Oralarda da Marianna adını aldı. Ama nereye, ne zaman giderse gitsin, hangi adı taşırsa taşısın özde hep aynı kaldı. Toprağın, doğanın, yaradılışın, bereketin simgesi “Toprak Ana” oldu hep.
