İçeriğe geç
Anasayfa » Sözlük » Şeytan

Şeytan

    Câhiliye Arapları, şeytanı “ateşi mesken edinmiş habis bir ruh” olarak görürlerdi. Her şairin kendisine özel bir şeytana sahip olduğuna inanırlardı. Şairler onların yardımıyla güzel şiirler yazabilirdi. Şeytan parmağı olan bu şiirler de insanları derinden etkilerdi.

    Kur’ân-ı Kerîm’de 88 yerde şeytan kelimesi geçer. Âdem’e melekler secde ettiği halde şeytan kibirlenip ilâhî emre karşı çıkmış, gerekçe olarak da kendisinin ateşten, Âdem’in çamurdan yaratıldığını ileri sürmüştür. Cenâb-ı Hak da şeytana insanoğluna vesvese vermeye, çeşitli hile yöntemleriyle onları doğru yoldan saptırmaya izin vermiştir.

    Bazıları şeytanın başlangıçta bir melek olduğunu ileri sürer. Fakat bu konuda net bilgi yoktur. Karşıt görüşte olanların iddiası ise şudur: şeytan meleklerden olsaydı isyan etmez, emredilen her şeyi yerine getirirdi. Bundan dolayı şeytan görünüm itibariyle meleklerden, asıl itibariyle de cinlerden sayılmalıdır.

    Şeytanın kandırıp doğru yoldan çıkardığı ilk insanlar Âdem ile eşi Havvâ olmuştur. Allah’ın koyduğu yasağa rağmen Âdem ile Havvâ şeytana uyup yasak meyveden yemişlerdi. Bunun cezası olarak da cennetten çıkarıldılar. Böylece dünyada kıyamet gününe kadar devam edecek olan insan hayatı başladı.

    Bu hayatta Allah’ın koyduğu çeşitli kanunlar (sünnetullah); hayrın temsilcisi melekler, şerrin temsilcisi şeytan ve insan vardır. İnsan hayra da şerre de yönelebilir. Akıl ve iradesiyle hangi yola gideceğini seçmek onun elindedir.

    Kur’an’da şeytanın gücünün sınırlı, hile ve tuzaklarının zayıf olduğu belirtilir. Şeytan, insanları tahrik etmek ve kendi yoluna çağırmaktan başka bir şey yapamaz. Ona uyup uymamak kişinin elinde olan bir şeydir. Dolayısıyla insanlar yaptıkları kötülükler için şeytanı bahane edemezler.

    Rivayetlere göre Şeytan ezandan rahatsız olur. Ezan okunduğunda kaçar. Ezan bittikten sonra ise geri döner ve namaz kılanların aklına girmeye çalışır. Namaz sırasında başka şeyler düşünenlerin zihnine şeytanın girdiğine inanılır. Hz. Muhammed, şeytanın kötülüklerinden korunmak için kelime-i tevhidi söylemeyi, başta Âyetü’l-kürsî ve Haşr sûresinin son üç âyeti olmak üzere Kur’an okumayı tavsiye etmiştir.

    Hıristiyanlıkta ve Yahudilikte şeytan

    Hıristiyanlar, yahudilerin kutsal kitabına Ahd-i Atîk, kendi kitaplarına ise Ahd-i Cedîd derler. Çünkü onlara göre yahudilerin Allah’la yaptığı antlaşma eski, kendi yaptıkları ise yenidir. Kitâb-ı Mukaddes yâni Kutsal Kitap deyimi Ahd-i Atîk (Eski Ahid) ile Ahd-i Cedîd’i (Yeni Ahid) ifade eder. Ahd-i Atîk hem yahudi, hem de hıristiyanlarca kutsal kitap olarak kabul edilir. Ahd-i Cedîd ise sadece hıristiyanların kutsal kitabıdır.

    Ahd-i Atîk’te şeytan, Tanrı’dan aşağı konumda yer alan ve fazlaca önem verilmeyen bir melek durumundayken Ahd-i Cedîd’de Tanrı’nın rakibi olan kozmik bir güç durumuna yükselmiştir.

    Yahudilerde şeytan özellikle cinsel ayartıcılıkla özdeşleştirilmiştir. Şeytanın keçi, aslan, kurbağa, yılan, ejderha, kadın gibi değişik şekillere girdiği kabul edilir. Kabalistik gelenekte ise şeytana olumlu özellik atfedilmiştir. Çünkü şeytan insanları sınar; böylece iyiler, kötülerden ayrılmış olur.

    Yahudiler ve hıristiyanlar şeytana “satan” dışında birçok isim de vermiştir:
    “beliar/belial” (ışıksız/değersiz),
    “beelzebub/beelzebul” (Sineklerin tanrısı),
    “azazel” (İsrail’de kendisine günah keçisi kurban edilen tanrı),
    “mastima” (suçlayıcı),
    “sammael” (Tanrı’nın zehri),
    “diabolos” (iftiracı),
    “lucifer” (ışık taşıyıcı),
    “mefistofeles” (yok edici/yalancı).

    İslâmiyette ve Yahudilikte şeytan, Tanrı’ya rakiptir. Fakat konum itibariyle O’nun aşağısında yer alır. Hıristiyan geleneğinde ise düalist bir anlayış vardır. Yâni dünyayı yöneten iyi-kötü güçler ve buna paralel aydınlık ve karanlık dünyalar vardır. Bu anlayışa uygun olarak da kötülüğün temsilcisi şeytan, Tanrı’ya denk bir güç şeklinde görülmüştür.

    Irak’ta ortaya çıkan Yezîdîlik’te ise çok farklı bir şeytan anlayışı mevcuttur. Yezîdîler şeytana “Melek Tâus” ismini vermişlerdir. Bu, Tanrı’nın dünya ile kendisi arasında aracı olarak yarattığı yedi melekten ilkidir.

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir