Yunan mitolojisinde adının anlamı “yakışıklı” olan ve güzelliğiyle görenleri kendine hayran bırakan bir delikanlı vardır. Attis adındaki bu genci Agdistis ile Kybele aralarında paylaşamıyorlardı. Ayrıca Pessinous kralı Midas da, Attis’i kızıyla evlendirmek niyetindeydi. Ancak bu gerçekleşemeden Agdistis, Attis’i delirtti. Deliren Attis bir çam ağacının altında erkeklik organını kesti ve sonunda kan kaybından öldü. Onun kanlarının suladığı topraktan menekşeler çıktı. Attis’in öldüğünü öğrenen Midas’ın kızı çılgına döndü ve canına kıydı. Onun kanının aktığı yerlerden de menekşeler çıktı.
Kybele bu iki gencin ölü bedenlerini gömdü. Agdistis sevdiği gencin ölümüne kahroldu. Onun güzel bedeninin çürüyecek olmasına o kadar dertlendi ki Zeus ona acıdı ve Attis’in bedeninin bozulmasına engel oldu. Böylece Attis’ in güzel saçları uzamaya devam etti ve yattığı yerde bir parmağını hareket etmeyi sürdürdü. Sonunda Agdistis onun cesedini buradan alarak Pesinous’ a götürdü. Onu burada gömerek kutsallaştırdı ve anısına bir bayram tahsis etti.
Poseidon’un kızlarından biri olan Euadne genç bir kızken Apollon onu çok beğendi ve aklını çeldi. Apollon’la birlikte olan Euadne çok geçmeden bu ilişkiden hamile kaldığını anladı. Bu durum onda büyük bir utanca sebep oldu ve çocuğu doğurur doğurmaz terk etti. Küçük bebeği iki yılan buldu ve yılanlar onu balla besleyerek doyurdular. Bu mucizevi kurtuluştan sonra bir gün Euadne menekşe çiçekleri arasında yatarken çocuğuyla yeniden karşılaştı ve ona “menekşeli çocuk” anlamına gelen İamos adını taktı. İamos büyüyünce babası Apollon, onu Olympia’ya gönderdi ve kuşların dilinden anlama ve kehanet yeteneği verdi. Böylece İamos çok ünlü bir kahin oldu ve kendisinden sonraki kahinlerin de atası oldu.
