Türk dünyasında kaya veya mezar taşları üzerinde; şaman elbisesi ya da malzemelerinde tanrı-kurt tasvirlerine rastlamaktayız. Kurt; devlet, hükümdarlık vb. unsurların simgesi olmuştur. Ayrıca gök ve yer unsurlarıyla ilgili çeşitli anlamlara da sahiptir.
Bir Çin kaynağında Türklerle ilgili şu bilgiler yer alır:
“Sancaklarının başına altından kurt başı takarlar. Muhafızlarına savaşçılarına fuli (bürü) derler. Çin dilinde anlamı kurt demektir, yâni kurttan doğmuşlardır….”
Türkler özellikle beyaz kurda büyük önem verirdi. O kadar ki, Türk-Çin mücadeleleri sırasında Çinlilerin haraç ya da vergi olarak Türklere beyaz kurt verdiği olurdu.
Türk astrolojisinde gök unsuruna bağlı olarak, Küçükayı burcu bir arabayı çeken iki attan; Büyükayı burcu ise onu kovalayan yedi kurttan meydana geliyordu. Yakutlar ayın evrelerinin oluşmasını, kurt ve ayıların dolunayı yemesine bağlıyorlardı.
Kurt Türk kozmolojisinde aydınlığın simgesiydi. Kültigin yazıtının doğusundaki “Tanrı güç verdiği için babam hakanın ordusu kurt gibi imiş, düşmanı koyun gibi imiş” ifadesi buna işaret etmektedir.
Kozmolojik unsurlara bağlı olarak, gök kurt ya da bozkurt nitelemelerinin yanında, ak kurt ya da al kurt, kara kurt ibarelerine de rastlanmaktadır. Bu tür adlandırmalar renk simgeciliğine işaret etmektedir. Burada ak kurt gök unsuruna (buna bağlı olarak, saflık, temizlik, erdeme), al kurt şiddete ya da yer unsuruna, kara kurt ise karşı durulmaz kuvvete, yeraltı unsuruna ya da kötülüğe işaret ediyor olmalıdır.
Birçok hayvanda söz konusu olduğu gibi kurtlar da İslamiyetten sonra eski ilahi anlamlarını büyük ölçüde kaybetmiştir. Birtakım kalıntılarsa tamamıyla İslamiyete adapte edilmiştir. Kurdun bazı olumsuz anlamlar kazanması dışında, özellikle yiğitlik ya da güç simgesi olması, nazardan koruyucu sayılması gibi bazı anlamları ise devam etmiştir.
