Kozmik ahenk fikri bir zamanlar çok yaygındı. Yunanca’da kosmos sözcüğü, düzen, güzellik, uyum sağlama ve ahenk anlamına gelirdi. Her şeyin birbirine uyması, kozmosu yaratan tasarlayıcı bir zekâyı işaret ediyordu. Bu görüşe göre insanoğlu daha büyük bir bütünün ayrılmaz bir unsuruydu. Dolayısıyla insanların yıldızlarla hiçbir ortak yönü olmadığı düşünülemezdi. Her şey ahenk içinde birbirine bağlı olduğundan göklerdeki değişimler yeryüzüne yansıyordu. Bu evrensel ahenkti. Karşılıklı rezonans aracılığıyla, değişim bir yerden başka bir yere aktarılıyordu.
Bir iç ilişkiler (sempatiler, eğilimler ve meyiller) ağının evrene biçim verip onu yapılandırdığı düşünülüyordu. Bu bakış açısı, en sonunda mikrokozmos- makrokozmos ilkesinin doğmasına yol açtı. Bu ilkeye göre insanlar, evrenle bütünleşerek onun minyatür tekrarları haline gelmişlerdi: kozmik ahenk hatları, kendilerini insanlar halinde yeniden oluşturmuşlardı. Bundan dolayı da bedenin bölümleri, gezegenlere veya burçlar kuşağının (Zodyak) takımyıldızlarına karşılık geliyordu. Örneğin, Başak burcunun bağırsakları yönettiği düşünülürdü. Bu tür görüşler tıbbi teoriye öylesine sızmıştı ki, astroloji pek çok kişi için hem ruhun hem de bedenin tedavisine yönelik temel bilgi olarak kabul ediliyordu.
