Efsaneye göre Güneş çok güzel bir kızmış. Bütün gözler ona çevrildiği için insanlara görünmek istemezmiş. Erkekler ona baktıkça utanırmış. Annesi bakmış ki bu iş böyle yürümeyecek. Güneşe bir sürü iğne vermiş: “Dünyaya çıktığında kim senin yüzüne bakarsa bu iğneleri onun gözüne batır” demiş. İşte insan güneşe bakınca gözlerinin kamaşması bundanmış. Bu inanç güneşin bir tanrı olarak görüldüğü çağlardan kalmadır. Hitit öncesi dönemlerde de, Hititlerde de, onlardan sonra gelen Anadolu uluslarında da güneş yüce bir tanrı ya da bir tanrıça olarak kabul edilirdi.
Güneş yeryüzüne, insanlara, bütün canlılara iyilik eder. Onlara mutluluk sağlar. Ona karşı yapılan en küçük bir saygısızlık cezasız kalmaz. Güneş insanlar çalışsın diye doğar, dinlensinler diye batarmış. Güneş doğup ortalığı aydınlatınca, onun çağrısına uyup çalışmak gerekirmiş. Ona çağrısını dinlemeyen; güneşte yatıp uyuyan, çalışmayan kimseleri güneş çarparmış. İşte bizim güneş çarpması dediğimiz olayın nedeni buymuş. Çok tanrılı dinlerde güneşe karşı uyumak, yatmak suç sayılırdı. Güneş için kralların yönettiği törenler, şölenler düzenlenirdi. Güneş için kurbanlar kesilir, adaklar sunulurdu.
Kaynak: İsmet Zeki Eyüboğlu
