Eski Türklerde boğa ve öküz yiğitlik sembolüydü. Boğa ve onun yüksek coğrafi bölgelerde yaşayan tüylü cinsi olan kotuz, kuvvet ve kudret sembolüydü. Bundan dolayı da hükümdarlık simgesi olarak kabul ediliyordu.
Budist kozmolojide boğa dört yönden birinin hayvan biçimli timsaliydi. Buda’nın sesi bazı metinlerde “boğanınki gibi gür” olarak kabul ediliyor ve onun sesine benzetiliyordu. En eski Hint mitolojisinde tanrılarla ilgili bir sembol olması nedeniyle boğa ya da öküze tapılıyordu. Hindistan’da bu hayvan günümüzde de kutsal sayılır. Çeşitli kaynaklarda Kırgızlardan bazılarının da öküze taptığından bahsedilir.
Eski İran mitolojisinde de boğa ya da öküz iyi ve kötü yönlere sahipti. Ahriman’ın yarattığı ilk insan ve ağacın yanında bir de öküz vardı. Nevruz bayramında da tasvir edilen aslan (güneş) ve boğanın mücadelesi baharın gelişini simgelemekteydi.
Hayvan mücadele sahnelerinde boğanın yenildiği görülmektedir; bu nedenle yer unsuru içerisindedir. Oniki hayvanlı Türk takviminin de yıl simgelerinden birisidir.
