1960’ların Sovyetler Birliği’nde, basit bir ev kadını olan Nina Kulagina, nesneleri sadece düşünce gücüyle hareket ettirdiğini iddia ederek dünyayı şaşkına çevirdi. Telekinezi gerçekten mümkün mü?
Ninel Sergeyevna Kulagina, yaygın adıyla Nina Kulagina, özellikle Psikokinezi (zihinsel güçle nesneleri hareket ettirme) yeteneğine sahip olduğunu iddia eden en ünlü Sovyet figürlerinden biridir. Onun telekinezi deneyleri – pusula ibrelerini çevirmesi, küçük kibrit çöplerini hareket ettirmesi – Batı’nın ve Sovyet biliminin yoğun ilgisini çekti. Hatta bazı deneylerde, solüsyonda yüzen izole edilmiş bir kurbağa kalbinin atış hızını değiştirdiği ve durdurduğu bile iddia edildi.
Ancak bilimsel açıdan, bu yetenekler her zaman şüpheyle karşılanmıştır. Kulagina’nın performansları sırasında çekilen filmler ve raporlar, hareketlerin birçoğunun ortamın tam kontrol altında olmadığı durumlarda gerçekleştiğini gösterir.
Şüpheciler (skeptikler), hareketlerin ince iplikler, gizli mıknatıslar veya ustaca el çabukluğu hileleri ile yapıldığını öne sürdüler. Psikokinezi ya da Telekinezinin gerçekleşmesi için, zihnin maddenin fiziksel yapısını değiştirecek kadar enerji ürettiği varsayılmalıdır. Termodinamiğin birinci yasası (enerjinin yaratılamaz veya yok edilemez, sadece dönüşebilir olduğunu belirten yasa) gereği, bir nesneyi hareket ettirecek enerjinin, Kulagina’nın bedeninden dışarıya doğru aktarılması gerekir. Bilim, bu enerjinin varlığını ve aktarım mekanizmasını bugüne dek kanıtlayamamıştır. Kulagina’nın fenomeni, daha çok psikolojik beklenti, algı yanılmaları ve kontrollü deney eksikliğinin yarattığı bir illüzyon olarak kabul edilir.
