Yılan zengin sembolizme sahip bir hayvandır. Hindistan’daki dünyayı meydana getiren süt denizinin çalkantısını sağlayan yılan, yaratılış tanrısı Vişnu’ya bir taht olabilmek için kendi kendisinin etrafında dönerek âdeta bir tekerlek şekli oluşturur. Mısırlılarda Atum yılanı başlangıçtan beri var olan sulardan ortaya çıkar ve tüm yaratılanları kusar. Mısır firavunları başlarında ölümsüzlük sembolü olan ve “ayağa dikilmiş kobra” anlamına gelen bir uraeus taşırlar. Mısır ve Yunanistan’da kuyruğunu ısıran ve mükemmel bir daire oluşturan, yaşam döngüsü ve ebedî geri dönüşü sembolize eden bir Uroboros yılan motifi vardır. Dinlerin büyük çoğunluğunda yılan ana tanrıçaların simgesidir ve bir ağacın etrafına dolanmış hâldeki yılan bitki örtüsünün yenilenmesini ve bereketi sembolize eder.
Aynı anda hem zehirli hem de iyileştirici olan yılan, tıp tannsı Asklepios’un simgesidir. Yılanın deri değiştirmesi sürekli bir gençlik, uzun yaşam ve hatta ölümsüzlük sembolüdür.
Yunan mitolojisinde Apollon’un yaptığı en önemli iş, Delphoi şehri civarlarını kırıp geçiren ve kasırgalar yaratan Python isimli yılanı öldürmesidir. Bu yer altı canavarı Yeryüzü, yani Gaia Tapınağı’nın bekçisi idi. Python ölünce, tapınak yeniden inşa edilir ve Python’un yerine Pythia yerleştirilir. Pythia yeryüzü ve gökyüzü güçleri arasında aracılık etmektedir. Her sekiz yılda bir antik Yunan’da Apollon’un Python karşısındaki zaferinin anısına Pythia oyunları denilen oyunlar düzenlenirdi. Her seferinde Pythia kehanetlerini söylemek için trans hâline geçer, sesi de kontrol edilemez yer altı güçlerinin bir yankısı olurdu.
Yılan Yunanistan’da aynı zamanda bir kâhin rolü oynar ve müneccimler onun toprak üzerinde yaptığı zincirleme hareketleri, aynı kuşların uçuşlarını gözlemledikleri gibi gözlemler ve yorumlamalar yaparlardı.
