Eski toplumlar, içinde yaşadıkları çevreyi bir mikro evren olarak algılardı. Her mikro evrende, merkez olarak kabul edilen kutsal bir yer vardı ve bu yer “Dünyanın Merkezi” olarak algılanırdı. Merkez, üç kozmik bölgenin yani Gök, yeryüzü ve yer altının (Cehennem) kesişme noktasını oluştururdu.
Evrende üst üste üç büyük katman vardır. Bunlar merkezlerinden geçen bir eksenle ‘Axis mundi’ birbirlerine bağlıdır. Bu eksen bir delikten ibarettir. Tanrılar yeryüzüne bu delikten inerler. Ölüler de aynı deliği yer altına inmek için kullanırlar. Şamanlar da göğe ve yeraltına yaptıkları mistik yolculuklarda bu geçidi kullanırlar.
Üç kozmik bölge arasındaki iletişimle ilgili birçok kültürde çeşitli semboller kullanılmıştır. Gökyüzü ile iletişimde ‘Axis mundi’nin sembolleri arasında dağ, ağaç, merdiven, sarmaşık, vs. vardır. Merkez simgeciliğinin en yaygın çeşidi, evrenin merkezinde bulunan ve üç kozmik bölgeyi bir eksen gibi birbirine bağlayan ‘kozmik ağaç’tır.
Dünya ağacı ya da kozmik ağaç Yggdrasil İskandinav mitolojisinin temelini oluşturur. Efsaneye göre, Yggdrasil’in içerdiği dünyalar arasında tanrıların (Aesir) evi Asgard, insanların evi Midgard ve yeraltı diyarı Niflheim vardır. Odin’in liderlik ettiği Aesir tanrıları bereket ruhlarıyla (Vanir) ittifak yapmıştır, ancak hilebaz Loki’nin de aralarında bulunduğu sayısız düşmanla savaş halindedirler. Her şeyin kıyamet savaşında (Ragnarök) yok olacağı söylenir. Doğaya ve savaşa yapıları bu ikili vurgu, Ortaçağa ait İskandinav dövme demir işlerinde ve resimli taşlarında görülebilir.
