Tyana’da (Niğde yakınlarında antik bir kent) doğan ve I. Yüzyılda yaşamış olan ünlü gizemci Apolionius, bilim öğrenmesi için babası tarafından Tarsus’a gönderildi. Daha sonra Batı Anadolu’ya geçerek çeşitli filozoflarla tanıştı. Kendisine Pythagoras’ı örnek aldı. Bir ara da İstanbul’a geldi. O sırada kent sineklerin istilâsına uğramıştı. Apollonius, kenti bu durumdan kurtarmak için tunçtan büyük bir sinek heykeli yaptırdı. Rivayete göre kent bu sayede sineklerden kurtuldu.
Apollonius’un ölümünden sonra Roma İmparatoru Tyana’da onun anısına bir tapınak inşa ettirdi. sonraki Roma imparatorlarından birinin eşi olan Julia Donna da “Tyanalı Apollonius’un Yaşamı” adlı bir kitap yazdırttı.
Tyanalı Apollonius’un Pers ülkesine, Hindistan’a, Tibet’e, Yunanistan’a, Roma’ya, İspanya’ya ve Mısır’a gittiği de söylenir. Yeni-Pisagorcuların ilklerinden olan Tyanalı’nın Roma’da iken bir cenazeyi durdurarak ölü sanılan genç kızı ölüm uykusundan uyandırdığı; Efes’te iken İmparator Domitianus’a Roma’da suikast düzenleneceğini önceden gördüğü ve Efes kentini veba salgınından kurtardığı, Korint’te vampir türü doğaüstü bir yaratıkla karşılaştığı söylenir. Uzun bir süre Pers kralının emri altında bulunan Apollonius, onun için çeşitli tılsımlar hazırlamıştır.
Apolionius Hindistan’da inanılmaz bilgiler içeren kitaplar gördüğünden ve parapsikoloji kapsamına giren çeşitli olaylardan söz etmiş; ayrıca yine Hindistan’da tek boynuzlu bir yaban eşeği gördüğünü ve onun boynuzlarından yapılma kapların Hint kralları tarafından hastalık ve zehirlere karşı koruyucu olarak kullanıldığını anlatmıştır.
Tyanalı Apollonius’un mucizelerinin Hz. İsa’nınkilere benzediğini, hatta İsa diye birinin yaşamadığı ve İsa’nın bizzat Tyana’lının kendisi olduğunu ileri sürenler oldu. Bunun üzerine Caesareah (265-340) “Kilise Tarihi” adlı eserinde, Tyanalı’nın iblislerle işbirliği yaptığını belirtti.
