Pisagor hiçbir yazılı belge bırakmamıştır. Kendisinin M.Ö. VI. yüzyılda yaşadığını, Sisam Adası’ndan gidip M.Ö.530 civarında Güney İtalya’nın Kroton şehrine yerleşip ruhani bir tarikat/okul kurduğunu biliyoruz. Bu okul yerel halk tarafından gelen tepkiler sonucu dağıldı. Fakat Pisagor’un öğretileri, takipçileri tarafından bir sonraki kuşaklara aktarılıp bir gelenek haline getirildiği için Pisagor’la ilgili bilgiye sahibiz.
Pisagor hakkında bildiklerimizin çoğu, ondan neredeyse 750 sene sonra yazılmış biyografik çalışmalardan gelir. Pisagor’un adeta bir peygamber gibi kutsal bir kimliğe büründürülerek kendisine doğaüstü güçler atfedilmesi ve hakkında birçok efsane ve hikaye türetilmesi de Roma İmparatorluğu’nun bu döneminde gerçekleşmiştir.
Tetraktis, dört sıra halinde düzenlenmiş on noktadan oluşan üçgen bir şekildir. Pisagor yaratılış sürecini birden çoğa gidecek şekilde bununla simgelemişti. Mistik bir sembol olarak tetraktis, Pisagorculuğun gizli ibadeti için çok önemliydi.
Tetraktislerin ve onun gizemlerinin Kabalistleri de etkilediğine inanılır. Kabalist tetraktis, Pisagor’un geliştirdiği orijinaline dayanan bir kozmos sembolüdür. Kabalist versiyonunda, Tanrı’nın dört harfli adı olan YHWH’yi verecek İbrani harfleri kullanılır ve Kabala’nın Yaşam Ağacı olan Sefirot oluşturulur.

