Arrâf zaman zaman yanlış olarak kâhin anlamında kullanılsa da aslında olaylar arasındaki gizli ve karmaşık ilişkileri hissedebilen kişilere verilen addır.
Arrâf iyi bir gözlemcidir. Olayları doğru bir şekilde analiz eder ve bunlar arasındaki görünmeyen bağlantıları zihninde kurar. Bu sayede de gelecek ve geçmiş hakkında çok isabetli tahminlerde bulunabilir. Bu, arrâfların doğuştan sahip olduğu bir yetenektir. Tecrübesi arttıkça arrâfın yeteneği daha da gelişir.
Dikkatli ve bilgi sahibi bir insan, gökyüzüne bakarak ve havadaki değişimleri gözlemleyerek isabetli hava tahminlerinde bulubilir. Meselâ alçak bulut tiplerinden biri olan Kümülüs için “sabah dağ gibiyse akşam çeşme gibidir” denir. Yâni küçük kümülüs bulutları kule gibi yükselmeye başlamışsa anlayın ki yağmur yağacaktır. Böyle bir gözlem yapıp bir süre sonra yağmur yağacağını söylemek kâhinlik değildir. Arrâfların yaptığı şey de işte tam olarak budur.
Arrâflara daha çok gelecek hakkında bilgi almak için başvurulsa da, karşılarındakinin geçmişine ait şeyler de söylerler. Bu tamamen arrâfın keskin gözlem gücüyle gerçekleşir. Sherlock Holmes gibi karşısındaki insanın fizyolojik ve psikolojik durumundan bazı ipuçları elde eder ve bunlara dayanarak bazı sonuçlar elde eder.
Arrâfın karşısındaki kişinin vücut hareketlerine, tutum ve davranışlarına, sözlerine dikkat ederek kaybolan eşyaların, yitik develerin yerlerini tespit ettiği, hırsızları ve katilleri bulduğuyla ilgili hikayeler vardır.
Câhiliye döneminde Araplar yeni doğan çocuklarını gelecekleri hakkında bilgi almak üzere arrâflara götürürlerdi. Daha çok panayırlarda mesleklerini icra eden arrâflar çocukların vücut yapılarına, özellikle fizyonomilerine bakarak gelecekleriyle ilgili bazı tahminler yürütürlerdi. İslâm döneminde ise arrâflara daha çok kayıp eşyalar hakkında bilgi almak üzere başvurulurdu.
