İnsanların üzerlerinde taşıdıkları ya da belli mekânlara yerleştirilerek kötü güçlerin etkisinden koruma sağladığına inanılan nesnelere muska denilir. Muskanın sihrî güce sahip olduğu düşünülür. Bu sayede de taşıyan kişiyi hem kötülüklerden koruyacağına hem de kısmet getireceğine inanılır. Çok yaygın olarak kullanılan muskalardan biri de cevşen olarak bilinir.
Cevşen kelimesi, zırh ve savaş elbisesi anlamlarına gelir. Terim olaraksa, Hz. Peygamber’e isnat edilip Cevşen-i Kebîr ve Cevşen-i Sagīr diye bilinen iki duanın ortak adıdır.
Cevşen denilince akla gelen dua Cevşen-i Kebîr’dir. Rivayete göre Uhud Savaşı’nda muharebenin kızıştığı ve üzerindeki zırhın kendisini fazlasıyla sıktığı bir sırada Hz. Peygamber ellerini açarak Allah’a dua etmiş, bunun üzerine gök kapıları açılarak Cebrâil gelmiş ve “Ey Muhammed! Rabbin sana selâm ediyor ve üzerindeki zırhı çıkarıp bu duayı okumanı istiyor. Bu dua hem sana hem de ümmetine zırhtan daha sağlam bir emniyet sağlayacaktır” demiştir.
Şiî kaynakları göre, Allah Cevşen-i Kebîr’i dünyayı yaratmadan 50.000 yıl önce arşın direkleri üzerine yazmıştır. Bu duayı okuyan veya yazılı olarak üzerinde bulunduran kimse dünyada her türlü belâdan, âfet, hastalık, yangın ve soygundan korunduğu gibi Allah ile kendisi arasında perde kalmaz ve bütün istekleri yerine getirilir.
Cevşen-i Kebîr özellikle Şiî dünyasında oldukça rağbet görmüştür. Dua bazı Şîa bölgelerinde özel matbaalarca kefen üzerine yazılmakta ve cenazenin kefenlenmesinde kullanılmaktadır.
Bir kişinin bir duayı okumakla ya da bunu muska gibi üzerinde taşımakla; dünya ve âhiretin bütün kötülüklerinden korunup mutluluğa erişmesi İslâmiyet açısından, hatta bütün semavî dinler bakımından mümkün değildir.
