İnanç ve düşünce tarihinde yedi sayısının özel bir yeri vardır:
Eskiçağ’da bilinen “7 gezegen”, “7 yıldız”, “göğün 7 katı”, “7 kat yeraltı”, “7 iklim kuşağı”, Musevîlerin 7 kollu şamdanı (“Menora”), haftanın 7 günü, kafadaki “7 delik”, gökkuşağındaki ya da gün ışığı geçirilen prizmada ayrışan “7 renk”, muskanın 7 kat muşambaya sarılması, “7 Uyurlar” (“Eshab-ı Kehf) söylencesi, kimileri 7 kez okunan dualar, her yaştan insanları tanımlarken “7’den 70e” denilmesi, zar atılarak oynanan şans oyunlarından “7 hariç oyunu”, “7 düvele karşı savaşmak” vb. Simya kuramındaki 7 gezegen, 7 renk, 7 metal, haftanın 7 günü, 7 serbest sanat ve 7 erdem eşleştirimi iyi bilinmektedir. Kutsal Kitap’a göre Tanrı, son günü dinlenmeye ayırarak evreni 7 günde yaratmıştır, İstanbul ve Roma kentleri 7 tepe üzerine kurulmuştur, Katolik Kilisesi’nde ötedünya ile ilgili olarak 7 ölümcül günah kavramı bulunmaktadır ve Eski Dünya’nın 7 harikasından söz edilir.
İslâm mitolojisinde yedi (“heft”, “seb’a”) sayısının kutsallığının izleri çeşitli konularda görülmektedir:
Yedi gezegen: “Heft-ahter’, “heft-bânû”, “seb’a-i seyyare”
Yedi kat gök: “Heft-âsmân, “heft-peyker”
Yedi renk: “Heft-elvân , “heft-reng”
Yedi deniz: “ Heft-muhif (Pasifik, Atlantik, Akdeniz, Karadeniz, Taberîye, Hazar, Aral).
