İçeriğe geç

Genel olarak 1, 3, 7, 9, 40, 41 sayılarında büyülü ve gizli güç bulunduğuna inanılarak bunlara uğur ya da uğursuzluk yakıştırılmıştır. Örneğin 3 ve 7 sayıları Araplarda, Çinlilerde, Germenlerde ve diğer Batılı uluslarda uğurlu sayılır. Uğursuz kabul edilen sayılar da vardır ve bunlardan en çok tanınanı, 13 sayısıdır.

Kutsal sayılan üç sayısı, şu üçlemelerde görülebilmektedir: 

  • “Gök-Yer-Su”, 
  • Hint tanrıları “Brahma-Vişnu-Şiva”, 
  • Hıristiyanlıkta Kutsal Üçleme (“Baba- Oğul-Kutsal Ruh”), 
  • Alevilerde “Allah-Muhammed-Ali”, 
  • ayrıca “3 kez okuyup üfleme”, “3 kez tövbe etme”, “3 kez destur çekme” vb.

1903’te Alman bilgin Raimund Müller, 3’ün hikâye, şiir ve güzel sanatlardaki önemini açıklamaya çalıştı ve üçlü grupların öneminin, doğanın gözlemlenmesinden ileri geldiğini ileri sürdü. İnsanoğlu vaktiyle suyu, havayı ve toprağı gördü, üç âlemin var olduğu fikrini geliştirdi, üç hal tanıladı (yani katı, sıvı ve gaz), üç yaratılmış nesne grubu buldu (bitkiler, hayvanlar ve madenler) ve bitkilerde kökü, sapı ve çiçeği, meyvede ise kabuğu, eti ve çekirdeği keşfetti. Gördüğümüz ve yaşadığımız dünya 3 boyutlu olduğundan bütün deneyimlerimiz mekânın (uzunluk, genişlik, yükseklik) ve zamanın (geçmiş, şimdi, gelecek) koordinatları içinde yer aldı. Bütün hayatımız oluşmak, mevcut olmak ve yok olmak şeklinde daha soyut terimlerle ifade edilebilen başlangıç, orta ve sonun üç türlü yönü altında ortaya çıkar. Yetkin bir bütün tez, an-titez ve sentez şeklinde oluşturulabilir. Aslında üç temel renk vardır; kırmızı, sarı ve mavi; diğer bütün renkler, bunların karıştırılmalarıyla oluşturulabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir